20+ yıl deneyimİstanbul merkezliLisanslı gayrimenkul danışmanıBölgenin uzmanı20+ yıl deneyimİstanbul merkezliLisanslı gayrimenkul danışmanıBölgenin uzmanı20+ yıl deneyimİstanbul merkezliLisanslı gayrimenkul danışmanıBölgenin uzmanı20+ yıl deneyimİstanbul merkezliLisanslı gayrimenkul danışmanıBölgenin uzmanı
Tüm İçerikler

Türkiye Ekonomisi 2021–2026 Kısa Bir Değerlendirme

29 Mart 2026
Türkiye Ekonomisi 2021–2026 Kısa Bir Değerlendirme

Türkiye Ekonomisi 2021–2026: Düşük Faizden Yönetilen Kura, Deprem ve Savaş Gölgesinde 5 Yıllık Denge Arayışı;


Türkiye ekonomisi son 5 yılda, klasik ekonomik kuralların dışına çıkan uygulamalarla şekillenen, kriz yönetimi ile denge arayışının iç içe geçtiği sıra dışı bir dönemden geçti.
Bugün gelinen noktayı doğru anlayabilmek için, 2021’den itibaren atılan adımları, bu adımların beklentilerini ve ortaya çıkan sonuçları birlikte değerlendirmek gerekiyor.


Bu süreç, yalnızca faiz ve kur politikasıyla değil; aynı zamanda deprem, küresel savaş ortamı ve artan maliyet baskılarıyla birlikte okunması faydalı olacaktır. Bu 5 yıllık süreçte yaşanan kritik virajları hem hatırlamak hemde günümüzdeki etkilerini görmek açısından yol gösterici olacaktır.


1. 2021: Düşük Faiz Politikası ve Kur Şoku


2021 yılında başlayan düşük faiz politikası, Türkiye ekonomisinin yönünü kökten değiştiren en önemli kırılma noktası oldu. Aylık faizlerin %1–1.5 seviyelerine kadar çekilmesiyle hedeflenen:
👉Yatırımı artırmak
👉Üretimi büyütmek
👉İhracatı desteklemek
(Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası faiz kararları için: https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Temel+Faaliyetler/Para+Politikasi/Merkez+Bankasi+Faiz+Oranlari/1+Hafta+Repo)


Ancak ortaya çıkan ilk etki: 

👉 TL’den hızlı çıkış ve dövize yönelim oldu. Bu dönemi net olarak 24.09.2021 tarihindeki faiz kararı ile %19 olan politika faizinin %18 e çekilmesi ile başladı diyebiliriz. Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu (Mart 2021- Haziran 2023)
Bunun sonucunda:
👉Kur hızla yükseldi
👉Enflasyon ivmelendi
👉Fiyatlama davranışları bozuldu
(Enflasyon verileri için TCMB: https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Enflasyon+Verileri)


Özellikle Aralık 2021, hafızalara kazınan bir dönem oldu:
👉Günlük fiyat değişimleri
👉Sürekli güncellenen etiketler
👉Belirsizlik ortamı
Bu süreç, kontrolsüz kur hareketinin ekonomi üzerindeki etkisini net şekilde ortaya koydu.

2. 2022–2023: Kriz Yönetimi ve Önlem Arayışları


Kur şoku sonrası sistemin tamamen dağılmasını önlemek için yeni araçlar devreye alındı.
👉Kur Korumalı Mevduat (KKM)
👉TL’de kalışı teşvik etti
👉Döviz talebini yavaşlattı
Kur üzerindeki ani baskıyı azalttı.
(KKM detayları için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası:
https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB%20TR/Main%20Menu/Duyurular/Basin/2025/DUY2025-45)


Rezerv ve Swap Politikası
Piyasaya döviz arzı sağlandı
Kur artışı kontrollü hale getirildi
(Rezerv verileri için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası EVDS:
https://evds3.tcmb.gov.tr/)


Bu dönemde ekonomi: 👉 Serbest piyasa dinamiklerinden uzaklaşıp kontrollü bir dengeye geçti
Bu araçlar sistemi rahatlattı, ancak kritik bir gerçek vardı:
👉 Bunlar kalıcı değil, geçici çözümlerdi.


3. 2024–2025: Normalleşme için aksiyonlar


Ekonomik teoride bu tür uygulamaların belirli bir süre içinde kademeli olarak sonlandırılması gerekir.
Beklenen: 2025 başı itibarıyla normalleşmenin tamamlanmasıydı
Ancak süreç uzadıkça:
👉Piyasa kendi dengesini kuramadı
👉Kur gerçek değerinden uzaklaştı
👉Ekonomi müdahaleye bağımlı hale geldi
(Genel makro değerlendirmeler için International Monetary Fund: https://www.imf.org/en/countries/tur)


Artık sistem: 

👉 Kendi kendine çalışan bir yapı değil,
👉 Sürekli yönetilmesi gereken bir yapı haline dönüştü.


4. 2026: Geciken Normalleşme ve Yönetilen Kur Gerçeği


Bugün gelinen noktada Türkiye’de fiilen uygulanan model:
👉 Yönetilen kur sistemi
Bu sistemde:
👉Kur tamamen serbest bırakılmaz
👉Gerekli durumlarda müdahale edilir
👉Ani sıçramalar engellenir.


Ancak bunun bir bedeli vardır:
Piyasada doğal döviz satıcısı yok
Satılan her dolar → rezervlerden karşılanıyor


(Döviz ve kur verileri için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası: https://www.tcmb.gov.tr/kurlar/kurlar_tr.html)


Bu durum: 👉 Rezervler üzerinde sürekli baskı yaratmaktadır.


5. Deprem Gerçeği: Görünmeyen Ekonomik Yük


6 Şubat 2023 depremleri büyük depremler, ekonomide derin ve uzun vadeli etkiler yarattı. Ekonominin toparlanma sürecinde 2025 sonu itibari ile 3.6 Trilyon bir harcama yapıldığı bilgisine ulaşmaktayız.
Depremin ekonomik sonuçları:
👉Kamu harcamalarında ciddi artış
👉Yeniden inşa için milyarlarca dolarlık kaynak ihtiyacı
Bütçe dengesi üzerinde baskı
(Bütçe verileri için T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı:
https://www.aa.com.tr/tr/6-subat-depremlerinin-ucuncu-yili/deprem-bolgesine-yonelik-yatirimlar-icin-3-yilda-3-6-trilyon-lira-harcandi/3819525)


Afet verileri için AFAD:
https://deprem.afad.gov.tr/assets/pdf/Kahramanmara%C5%9F%20Depremi%20%20Raporu_02.06.2023.pdf)

Dolaylı etkiler:
👉Artan borçlanma ihtiyacı
👉Enflasyonist baskının güçlenmesi
👉Kaynakların üretim yerine yeniden inşaya yönelmesi
Deprem, yalnızca bir afet değil:
👉 Ekonomik dengeyi doğrudan etkileyen bir faktördür


6. Güncel Jeopolitik Riskler: İran – ABD – İsrail Gerilimi ve Küresel Etkiler


2026 itibarıyla küresel ekonomi, sadece finansal değil aynı zamanda ciddi jeopolitik risklerin etkisi altında ilerlemekte. Özellikle İran, ABD ve İsrail arasında artan gerilim, küresel piyasalarda belirsizliği artıran en önemli başlıklardan biri haline gelmiştir. Savaşın etkisinden çok daha önceki yazımda görebileceğiniz Hürmüz Boğazı gerçeği ile karşı karşıya kalındı. 

Yazı: https://www.hakanekincigayrimenkul.com.tr/tr/blog/herkes-neden-hurmuzu-konusuyor-kuresel-ekonominin-gizli-vanasi)


Bu tür bir çatışma riskinin ekonomik etkileri doğrudan ve hızlıdır:
👉Petrol ve doğalgaz fiyatlarında ani yükseliş riski
👉Enerji ithalatçısı ülkeler için maliyet baskısı
👉Küresel enflasyonda yeniden yukarı yönlü hareket
👉Tedarik zincirlerinde yeni kırılmalar
(Enerji piyasalarına ilişkin veriler için International Energy Agency: https://www.energy.gov/ia/international-energy-agency-iea)


Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı ekonomiler için bu riskler çok daha kritik hale geliyor. 

Enerji fiyatlarındaki artışlar:
👉Cari açıkları büyütür
👉Enflasyonları tetikler
👉Döviz talebini artırır
Bu da doğrudan kur üzerinde yeni bir baskı anlamına gelir.
👉Küresel Risklerin Ortak Etkisi
Bugün dünya ekonomisi aynı anda birden fazla riskle karşı karşıya:
👉Jeopolitik gerilimler (Orta Doğu merkezli)
👉Enerji fiyatlarında oynaklık
👉Küresel finansal sıkılaşma
👉Ticaret dengelerinde bozulma
(Bu kapsamda küresel değerlendirmeler için World Bank: https://www.worldbank.org/tr/country/turkey/publication/-country-economic-memorandum-leveraging-global-value-chains-for-growth-in-turkey)


Bu risklerin ortak sonucu:
👉 Belirsizlik artışı ve kırılgan ekonomiler üzerinde daha yüksek baskı
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, mevcut ekonomik yapı itibarıyla:
👉Yönetilen kur sistemi uygulayan
👉Yüksek dış finansman ihtiyacı olan
👉Enerji ithalatına bağımlı bir ekonomi
Bu nedenle küresel risklere karşı daha hassastır.
Özellikle:
👉Enerji fiyatlarında ani artış
👉Döviz talebinde yükseliş
👉Kur üzerinde yeni baskı
gibi etkiler, mevcut dengeleri zorlayabilecek unsurlar arasında yer almaktadır.
Sonuç
Küresel ölçekte artan bu riskler, Türkiye’nin son 5 yılda oluşturduğu kırılgan dengelerin korunmasını daha da zorlaştırmaktadır.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde:
👉 Sadece iç ekonomi politikaları değil,
👉 Küresel gelişmelerin seyri de belirleyici olacaktır


7. Kur Neden Kontrol altında hareket etmekte?


Sıkça dile getirilen “kur serbest bırakılsın” önerisi, mevcut şartlarda ciddi riskler barındırıyor.
Çünkü bugün:
Piyasada yeterli döviz arzı yok
Talep yüksek
Sistem kontrollü dengeye alışmış durumda
Serbest bırakılması halinde: 

👉 Ani ve sert bir kur sıçraması kaçınılmaz olur.


8. Enflasyon Dengesi


Bugün enflasyonun yaklaşık %31 seviyesinde olması, büyük ölçüde kurun kontrol altında tutulmasının bir sonucudur.
(Detaylı enflasyon verileri için Türkiye İstatistik Kurumu: https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/58287)
Kur şoku yaşanırsa:
👉Maliyetler hızla artar
👉Fiyatlar yeniden yukarı gider
Yani: 👉 Kur kontrolü = enflasyon kontrolünün önemli bir parçasıdır.


9. İhracatçı Gerçeği: Kısa Vadeli Kazanç, Uzun Vadeli Baskı


Kur artışı genellikle ihracatçı için avantaj olarak görülür.
(Dış ticaret verileri için Türkiye Ticaret Bakanlığı: https://ticaret.gov.tr/istatistikler/dis-ticaret-istatistikleri)
ve Türkiye İhracatçılar Meclisi: https://tim.org.tr/tr/ )
Ancak gerçek tablo:
👉İlk satışta avantaj sağlar
Sonrasında:
👉Hammadde maliyetleri artar
👉İşçilik yükselir
👉Finansman maliyeti büyür


Sonuç: 👉 İhracatçı tekrar aynı maliyet baskısına girer.


10. En Kritik Risk: 200 Milyar USD Döviz Açığı


Türkiye ekonomisinin en kırılgan noktalarından biri:
👉 Reel sektörün yaklaşık 200 milyar USD döviz açık pozisyonu
(Veri kaynağı: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Reel+Sektor+Istatistikleri)


Kur sıçraması durumunda:
👉Şirketlerin borç yükü artar
👉Bilançolar bozulur
👉Zincirleme iflas riski oluşur


11. Sonuç: 5 Yıllık Sürecin Özeti


2021’den bugüne:
👉 Düşük faiz ile başlayan süreç
👉 Kur şoku ile kırıldı
👉 KKM ve rezerv politikası ile dengelendi
👉 Normalleşme gecikti
👉 Sistem yönetilen kura evrildi


Aynı dönemde:
👉 Deprem mali yük oluşturdu
👉 Savaş maliyetleri artırdı.


Bugün geldiğimiz nokta:
👉 Kırılgan ama kontrol altında bir denge


12. Kişisel Yorumum

Bugün bulunduğumuz nokta, ekonomik tartışmaların sosyal medyada yapılan kısa yorumlardan çok daha karmaşık bir tabloya işaret ediyor.

Açık konuşmak gerekirse; şu anda hem içeride hem de dışarıda risklerin arttığı, ekonomik dengenin oldukça hassas bir bölgede durduğu bir dönemden geçiyoruz. 

Bu nedenle konu yalnızca kurun seviyesi ya da günlük piyasa hareketleri değil. Asıl mesele; şirketlerin ayakta kalabilmesi, üretimin devam edebilmesi, istihdamın korunması ve vatandaşın alım gücünün mümkün olduğunca istikrarlı tutulabilmesidir.

Son beş yılda yaşananlar bize önemli bir ders verdi: Ekonomide ani kırılmaların bedeli çok ağır oluyor ve bu bedel çoğu zaman en çok üretim yapan kesimler ile sabit gelirli vatandaşlar tarafından ödeniyor.

Bu yüzden önümüzdeki süreçte hızlı ve sert hamlelerden çok, dikkatli ve kademeli adımların daha sağlıklı sonuçlar doğuracağı açık görünüyor.

Kısacası bugün ihtiyaç duyulan şey; panikle hareket etmek değil, dengeleri doğru okuyabilmek. Popüler söylemler yerine veriye dayalı analizlerin öne çıktığı, kısa vadeli tepkiler yerine orta ve uzun vadeli istikrarın hedeflendiği bir yaklaşım.

Çünkü bu süreçte en kritik mesele tek bir başlıkta toplanıyor:
Ekonomide kurulan dengenin korunması değil, doğru yönde ve sürdürülebilir şekilde korunabilmesi.

Saygılarımla

Hakan EKİNCİ

İlanlarımı keşfedin

HAKAN EKİNCİ portföyünü inceleyin, teklif alın.

Tüm İlanları Gör